Artık Akıl Kafi İse

Doğacak küllerinden gökyüzünün için için yaktığı hasreti, öyle bakıp durma bana, yapmak zorunda olduğun o kadar çok şey var ki bu onların yanında hiçbir şey çünkü nefes almak zorundasın, yemek içmek zorundasın. Kusura bakma sözünün de bir gururu var, ayrıca sen denen kişi içinde kendince ben diyebilmek adına hangi taşın altına elini attın. Söyle artık, kafamın içi dolu deyip ne ile meşgul olduğunun farkına varmak zaman öldürür. Kendine karşı zalim olmayı bir kenara bırak, önceliklerini sıraya diz. Artık şöyle imiş yok kimse umurumda değil kafama göre bir çizgi çizdim de o yolda yürüyeceğim deyip de iki gün sonra aman ne olacaksa olsun kafası sende mevcut biliyorum. Kim olduğunun ne önemi var ki zaten saçmalık dünyası çekmiş seni sanal bir sosyal dünyaya yarın denen şeyin dibi var mı? Kapıda seni bekleyen sen var tut ellerinden bırakma sakın daha da gelmez sana aynısı akıp giden su gibidir. Tutmak mümkün değil şunun şurasında ne var ki dediğin o kadar çok şeyi yerde bıraktın ki aklın bile dönüp bakmak istemiyor. Silkele üstündeki her ne ise de başla artık kaplumbağa bile yavaş gidiyor sanma gördüğün çoğu şey film fragmanı kadar kısa, gözündeki o ağır çekimden başkası değildir. Böyle gitmez, böyle olmaz sözleri de artık yalancı olmuş haberin olsun. Gaflet esiyor gümbür gümbür kalk şu ceketini al başla her ne ise sendeki cevher ateşi, kalmayacak zaten kimseye akıbet gemisi yolculuğu sen secmedin, başını kaldır da ne tarafa gittiğine bak garibim.

Zihinsel açıklık

Haber vermek gibi bir şey öğrenilen şeyin aktarılması, muhtemelen bilgiyi aktaran yıllar boyunca hayatında tecrübe ettiğini başkasına aktarırken sadece kendi yaşadığı tecrübeleri naklediyor. Yani o bilgi ile kim karşılaşırsa karsilassin aynı tecrübeleri yaşayacağından emindir. Genel geçer bilgileri müstesna tutalım taş beyaz ise fantazi yapmanın anlamı yoktur. Ama tecrübe ile elde edilen bilgilerin herkes için aynı şekilde geçerli olacak diye bir zorba yoktur. Farklılık zaten bakmaktan ortaya çıkmakta ortam, zaman, seviyesel problemler hepsinin tecrübesini ayrı ayrı taraflara çekmektedir. Etrafında geniş bir çember cizseniz muazzam bir bilgi yoğunluğu yaşanacagindan emin olabilirsiniz. Bu bilgiyi zaten icat etmişler demenin hiç bir anlamı yok, olayı farklı kılan sizin bilgiye deginmeniz. Farklı olan sizsiniz bunu biliyorsanız bilgi sizinle yolculuk yapmak konusunda renkli olacaktır. Tekerleği düşünün icadı ne zamana dayanmaktadır ama hala tekerleğe dayalı veya onun sistemi üzerinden icatlarin sonu gelmise benzemiyor. Döngüsel bir atmosferde yaşadığımız sürece üzerine eklenerek yoluna devam edeceği kesin farkındalığı fark etmek önemlidir

Harikalar ülkesi

Aslında söylemek gerekir. Herhangi bir kişinin aklındaki devlet yapısından tutun en ince ayrıntıya kadar bireylerin bütünlük oluşturup ve birbirilerine karşı gerçekleştirdikleri tutumların hepsini bir bir tasarlamalak. Belki zor olabilir ama fikir sunmaktan kime ne zararı gelmiş ki elbet ortak fikirler bulunur da genel bir tablo oluşturulabilir. Açıklayıcı olması da gerekmez yeter ki fikirler ortaya sunulsun,inanç sisteminden tutun aile yapısına, kişisel düşüncelerden toplumun yapısına kadar herkesin fikir beyan etmesi gerekiyor. Bir de bunların ortak noktası ele alındığını düşünün inanın mükemmel bir yapı ortaya çıkacaktır. Böylelikle hem birey hemde toplum sorumluluk üstlenip ne yapılması gerekiyorsa hakkını vermeye çalışacağını emin olabilirsiniz. Sadece belli kesimi öne çıkartıp diğer kesimlere baskı uygulanması kadar acı bir durum kadar söz konusu olamaz. Nihayet herkes için aynı tarih bunu bize çok açık bir şekilde ifade etmektedir. Bizim yapmamız gereken ise hem kendi fikrimizi sunmak hemde diğer fikirlere karşı açık kalmamız gerekmektedir. Anlaşılmak veya anlamak kısmını toplum belirleyebilir. Eğer ki hepimiz birarada durmayı bilirsek çünkü günümüzde bırakın genel toplumun yapısını aile içinde ciddi çatışmalar söz konusu hatta bireylerin bile kendisi ile uyumsuzluk gösterdiğini anketler bas bas bağırıyor. Asıl tehlikenin giderilmesi için bireyden başlayıp genel kitleye doğru hareket etmek en hayırlı yöntem olacağı aşikar. Bunun için de daha verimli ve daha çözüm odaklı bir eğitim anlayışı ile olacağını belirtebiliriz.

Ufkun Üst Perdesi

Sarılmış bağ gibi düşünceler ölçü içinde ayar bulmaz. Hangi daldan bakılsa belirsizlik var çünkü kalabalık denen genel kitle üst üste yığılmış kişilikte ne kadar etkin model olursa olsun o kapının önünden geçmek zorundadır. Sebep ise hedefteki mekanik yapıya aktarmaya çalışılmış rotalardir. Gerçek sahibini bulmak çok zor ya bir sonraki nesilde yada özel ve etki yaratacak bir olay karşısında ani hamle ile elde edilmiş olacak ki etken rol oynasın. Yoksa genel kitle kesin kes değecek olsa bile yığılmış bir kesimi tamamen üst perdeden müdahale oluşturmaktadır. Yapı dik durmak için hedef belirlerken birden neden böyle bir tavır sergilediğini sorgulama ambiansina girer. Hakikat çizgisini çizmiş üstünden kimin nasıl geçtiğine bakmakla yükümlü yani kişi tek başına bile kocaman çelme taksa düşüncelerin arsız yüzüne şaşırmayın çünkü tarihin kayıtlarında sayısız örneği mevcuttur. Acayip denen tüm vasıfların zaman geçtikçe üstünden kalıp alıp kesin hüküm almaktadır. Eğer ki bu benim zatimda bulunuyor denilse de mahcubiyet değecek kelamı bile yok zaten bunun için sürekli bir arama durumu bulunuyor. Telaş ve hayat mücadelesi süre tanımada çok acımasız, akıllı birey dahi bunun hesabında kitabında ama arkaya döküldüğümuzde bıraktığımız bütün izler gün gibidir. Dersini verir çekilir kenara dur daha çok var diye teskin eden nefis de ne yapması gerekiyorsa hakkını vererek yapmakla yükümlüdür.

Sabah ilk doğan güneşin ışığı gibiydi gençlik, verimin en bereketli olduğu zamandı her ne yaparsan yap o zamanda yapılan her ne ise lezzeti bambaşka idi. Aman güneş tepeye vurmasın dediğin an elinden kayıp gitmiş zaman artık toprak senin için ısınmış fark ediyorsun sende, ama bir gözün hâlâ çare arıyor acaba ne etsem diye kim elinde tutmuştu ki o zamanı kaderin senin için bir yol olmuş seni o yola itekleyen değil.

Fikir ve düşünce dünyasında gelişen sancılı bir dönemin, her aklın alıştığı halihazır bilgilere rağmen insan beyninin üretkenliğinin hep canlı olduğunun bilincinde olan ve bu doğrultuda gayret göstermeye devam eden tüm bireyler ile aynı fikri paylaşmaktayız.

Daha dün dediğimiz günler, peş peşe sıralanmış ardını dahi görmeden geçip giden insan ömrü ve bunun içinde yer edinmek kolay olmasa gerek, sabit kalan eşyanın yanında kendini paralamak bir yana bunu hayatının bir amacı gibi görenlerin sayısı akıllara zarar türden diyebiliriz. Bu durumun içinde ki buna en çok katkı sağlayan sosyal baskı, yaşam tarzı ve din güdümlü bir hayat ideolojisi en etkili mekanizmalardır. Süreklilik içersinde olası baskı ve telaşlı hatta velvele dolu ömür yolculuğunda ne kadar etkili olabiliriz. Ne zaman kenara çekilip de hayatımızın büyük bir bölümü dolu dolu geçti diyebildik. Bunu kaç kişi ağzını doldurup, göğsünü siper edip de şuur sahibi fikir ürettiğini söyleyebilir. Varsa yoksa şu oldu, bu oldu gibi söylemler kulaklarda gezer durur. Hep geçmişe yaslanmış orada yaşamak istiyor insan nedenleri nedir? Sorusunu sormaya bile cüret etmek mümkün değildir. Zamanı geriye sarmak adına diye bir cümle talep edilse fikir ve düşünce adına çok az kişiye denk gelmek acınası bir durum. Fikir ve düşünce talep etmek zor olmamalı, hayatı daha mümkün kılmak, yaşamsal alanlarımızı daha farklı bir ölçüde değerlendirme veya ufkumuzu açacak sağlıklı, fayda veren, zihin açıcı ve gelecek kuşaklara zamanı aktarma konusunda başarılı bir tavır sergilemek uygun bir hareket olabilir. Amaç edinirken bile fikir ve düşüncelere danışmak olası bütün ihtimalleri değerlendirmeyi sadece gündelik hayatımızın yani materyalist bir yapının dışına çıkarıp bizi daha aydınlatacak bilgiler konusunda da uygulayabiliriz. Zaman için değmesi gereken en önemli noktalardan bir tanesi de budur. Eğer fikir ve düşünce konusunda hayatımızı geniş bir yelpazeye açtığımız vakit sosyal hayatımız, dini yaşam tarzımız, bireysel yapilarimiz ve en önemlisi zihniyetimiz gönül açıcı bir şekilde bizi kucaklayacaktır.

Öz’ün Kabul Yolu

El verilen çaresiz günlerin yükü ters düşmüş gibi görünür. Bunun ham bir kalıp olduğunun farksız şekli şimdiki bakış açısının altında görmek cahillikten ibarettir. Nedensiz soruların sadece göz önünde olmadığını bilmek gerekir. Çünkü bugünü tamamlayan dünden birikip geleceğe karşı fidan ekilen tohumların ekildiği tarladır. Bilgelik düşüncesiz olmaz, fikirsiz olmaz, deneyimsiz olmaz ve birikimsiz olmaz. Bütünlük istiyor, emek istiyor, sabır istiyor ve en önemlisi adanmışlık istiyor. Izdırap ızdırap deyip de kocaman bir şekilde tebessüm eden zafer çığlıklarını yok sayamayiz. Asli kaynaktan hareket edilip var olan imkanlardan istifade etmek uygun görünür ama üstüne ilave edilmeyen bütün fırsatlar kısırlaşir. Devir ancak böyle kapanır. İlelebet bekleyen nesil inşa etmek gibidir. Öz kaynak özde tutulmalı ki sebepler savrulmasin akıl başka gaflet aramasın.

Web sitenizi WordPress.com ile oluşturun
Başla